
Bu yazıyı yazmak için uzun süre bekledim, çünkü kliniğimde en çok gözyaşı dökülen konu bu. Kağıthane’deki ofisime İstanbul’un her yerinden gelen lipödemli kadınların büyük bölümü ilk görüşmede bir yerde durup şunu söylüyor: yıllardır kimse bana inanmadı. Ben fizyoterapistim, ruh sağlığı uzmanı değilim; bu yazıda kimseye bir tanı koymuyor, yalnızca dinlediklerimi ve gördüklerimi paylaşıyorum. Ruh sağlığı değerlendirmesi psikolog ve psikiyatristlerin alanıdır ve bu yazının sonunda oraya yönlendireceğim.
Yılların birikimi: Suçlanmak
Lipödemli bir kadının hikayesi genellikle ergenlikte başlar. Bacaklar bedenin geri kalanına göre kalınlaşır. Aile, arkadaşlar ve zaman zaman sağlık çalışanları bunun kiloyla ilgili olduğunu söyler. Kişi diyet yapar, üst bedeni incelir, bacaklar yerinde durur. Daha çok spor yapar, bacaklar ağrır, morarır ve yine yerinde durur. Bu döngü on, yirmi, bazen otuz yıl sürer.
Sonuç olarak şu inanç yerleşir: yeterince çabalamıyorum. Oysa lipödemde yağ dokusu kalori kısıtlamasına diğer bölgeler gibi yanıt vermez. Kişi elinden gelen her şeyi yapmış ve sonuç alamamıştır. Yıllarca kendini suçlamak, insanın kendisiyle kurduğu ilişkiyi yıpratır. Değerlendirmede bu suçluluğu dinlediğimde, ilk yaptığım şey bunun bir irade meselesi olmadığını açıkça söylemek oluyor.
Görülmemek
Danışanlarımın anlattıkları arasında en çok tekrar eden ikinci şey, ağrının ciddiye alınmaması. Lipödemde bacaklara dokunmak ağrır, uzun süre ayakta kalmak ağrır, kimi zaman çarşaf bile rahatsız eder. Bu ağrıyı anlatanların önemli bir kısmına kilo verirseniz geçer denmiş. Ağrının ciddiye alınmaması, insanın kendi bedenine dair algısına güvenmemesine yol açıyor. Kliniğimde ağrı haritası çıkarırken bazı danışanların hangi bölgenin ağrıdığını söylemekten çekindiğini görüyorum; yıllarca abartıyorsun denmiş olmanın izi bu.
Beden ve giyinmek
Beden algısı, lipödemli kadınların gündelik hayatında sessiz ama kalıcı bir yer tutuyor. Yaz aylarında etek giymemek, denize girmemek, spor salonuna gitmemek, fotoğrafta hep arkada durmak. Bunlar küçük görünen ama yıllar içinde sosyal hayatı daraltan seçimler. Bazı danışanlarım evlilik, iş görüşmesi ya da bir tatil gibi büyük bir olayı bacakları yüzünden ertelediğini anlatıyor.
Bunları anlatırken çoğu zaman utanç eşlik ediyor. Bu utancın kaynağı kişinin kendisi değil; yıllarca bedenine yöneltilmiş bakışlar ve yorumlar. Fizyoterapi programı bacakların görünümünü kökten değiştirmez, ama ölçümle izlenen somut ilerleme, bedeniyle yeniden ilişki kurmak isteyen kişiye bir zemin sunuyor.
Tanı: Rahatlama ve ardından gelenler
Lipödem tanısı almak, danışanlarımın çoğunda ilk anda bir rahatlama yaratıyor. Anlattığı şeyin bir adı var, bu bir hastalık ve o suçlu değil. Kimi zaman bu rahatlama gözyaşıyla geliyor.
Ancak tanıdan birkaç hafta sonra farklı duygular ortaya çıkabiliyor. Neden bu kadar geç? Yirmi yıl önce bilinseydi ne değişirdi? Bu, kaybedilen yıllar için bir tür yas ve kimi zaman öfkeye dönüşüyor. Ayrıca lipödemin ilerleyici bir tablo olduğunu öğrenmek kaygı yaratabiliyor; internette okunan yanlış ya da abartılı bilgiler bu kaygıyı büyütüyor. Bu aşamada güvenilir bilgi ve gerçekçi beklenti kurmak çok önemli. Değerlendirmede bunu konuşmaya zaman ayırıyorum.
Klinikte nasıl bir ortam kuruyorum?
Bir fizyoterapist olarak yapabileceklerim sınırlı ama önemli:
- Dinlemeye zaman ayırmak. İlk görüşmenin önemli bir bölümü hikayeye ayrılıyor ve kimseyi acele ettirmiyorum.
- Ölçümü somut ve şeffaf yapmak. Sayılar, kişinin kendi bedenine dair algısına yeniden güvenmesine yardımcı oluyor.
- Bedeni yorumlamamak. Değerlendirmede dokunun kıvamını ve ölçüyü kaydederim; görünümle ilgili yorum yapmam.
- Gerçekçi hedef koymak. Hedefler kilo ya da görünüm değil; ağrı, ağırlık, hareket ve kompresyon uyumu üzerinden kurulur.
- Fotoğraf ve ölçüm mahremiyetini korumak. Hiçbir görüntü izinsiz kullanılmaz.
Bunlar bir terapi yöntemi değil, saygılı bir çalışma ortamı. Bazen yalnızca bu bile bir şeyleri değiştiriyor.
Ne zaman profesyonel destek?
Burada net konuşmak istiyorum. Yıllarca yanlış anlaşılmanın biriktirdiği yük, bir fizyoterapi programıyla çözülmez. Şu durumlar uzun süredir devam ediyorsa bir psikolog ya da psikiyatristle görüşmek yerinde olur:
- 1Beden algısı nedeniyle sosyal hayattan belirgin biçimde çekilme.
- 2Yeme davranışında kontrol kaybı, kısıtlama ve tıkınma döngüleri.
- 3Sürekli üzgün, boş ya da umutsuz hissetme.
- 4Uyku bozukluğu ve gün içinde işlevi bozan yorgunluk.
- 5Bedene zarar verme düşünceleri. Bu durumda beklemeden hekime başvurun.
Bunların hangisinin ne anlama geldiğini ben değerlendiremem; ruh sağlığı uzmanı değerlendirir. Kliniğimde bu işaretleri gördüğümde danışanımı bir uzmana yönlendiriyorum ve bunu programın doğal bir parçası olarak sunuyorum. Destek almak zayıflık değil; yıllardır tek başına taşınan bir yükü paylaşmaktır.
Bir de yakınlara söz
Lipödemli bir kadının eşi, annesi, kardeşi ya da arkadaşıysanız, en yararlı şey inanmak. Biraz daha az yesen, biraz daha yürüsen gibi cümleler, iyi niyetle söylense bile, yıllardır duyulan suçlamanın tekrarıdır. Onun yerine hekime birlikte gitmek, kompresyon giymenin zorluğunu anlamak ve ağrıyı ciddiye almak çok daha değerli.
İstanbul’da yaşayan ve bacaklarını yıllardır kilo sorunu sanan her kadına söylemek istediğim şu: hikayeniz sizin suçunuz değil. Tanı için hekime gidin, program için değerlendirmeye gelin ve yükünüz ağırsa bunu taşımanıza yardım edecek profesyonellerden destek alın. Hiçbiri tek başına yeterli değil; birlikte anlamlı.
İlgili hizmet
Lipödem Terapisi
Diyetle geçmeyen, ağrılı ve orantısız bacak yağlanmasında drenaj, kompresyon ve egzersizi birleştiren konservatif terapi programı.
Bu konuda merak edilenler
Lipödem ruh sağlığını etkiler mi?
Lipödem tanısı almak psikolojik olarak nasıl hissettirir?
Lipödemde ne zaman psikolojik destek almalıyım?
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özel tıbbi tavsiye ya da tanı yerine geçmez. Tanı bir hekim tarafından konur. Şikayetiniz için lütfen bir sağlık kuruluşuna başvurun.
